Saf
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۖ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Sebbeha lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), ve huvel âzîzul hakîm(hakîmu).
Göklerde ve yerde olanlar, Allah’ı tesbih etti (ve etmekte). Ve O; Azîz’dir, Hakîm’dir.
sebbehatespih etti
li allâhiAllah'ı
mâşey, ne varsa, var olanlar
fî es semâvâtisemalarda, göklerde
ve mâve şey, ne varsa, var olanlar
fî el ardıarzda, yeryüzünde, yerde
ve huveve o
el azîzuazîz
el hakîmuhüküm ve hikmet sahibi
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Yerlerde ve göklerde olanlar her an Allah'ı tespih etmektedir.” Bütün elektronlar da karşıt elektronlar da en küçük parçalar olarak Allah'ın İsmi'ni kendi lisanlarında tekrar etmekte yani Allah'ı tespih etmektedirler.
Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Yerlerde ve göklerde olanlar her an Allah'ı tespih etmektedir.” Bütün elektronlar da karşıt elektronlar da en küçük parçalar olarak Allah'ın İsmi'ni kendi lisanlarında tekrar etmekte yani Allah'ı tespih etmektedirler.

