Münâfikûn
إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ إِنَّكَ لَرَسُولُ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّكَ لَرَسُولُهُ وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَكَاذِبُونَ
İzâ câekel munâfikûne kâlû neşhedu inneke le resûlullâh(resûlullâhi), vallâhu ya’lemu inneke le resûluh(resûluhu), vallâhu yeşhedu innel munâfikîne le kâzibûn(kâzibûne).
Münafıklar sana geldikleri zaman: “Biz şahadet ederiz. Muhakkak ki sen, gerçekten Allah’ın Resûl’üsün.” dediler. Ve Allah, muhakkak ki senin, gerçekten Kendisinin Resûl’ü olduğunu biliyor. Ve Allah şahadet eder ki, münafıklar gerçekten yalancıdırlar.
izâolduğu zaman
câe-kesana geldi
el munâfikûnemünafıklar, nifak çıkaranlar
kâlûdediler
neşhedubiz şahadet ederiz
inne-kemuhakkak ki sen
le resûlu allâhielbette Allah'ın elçisi, resûlü
ve allâhuve Allah
ya'lemubilir
inne-kemuhakkak ki sen
le resûlu-huelbette onun elçisi, kendisinin resûlü
ve allâhuve Allah
yeşheduşahitlik eder
innemuhakkak
el munâfikînemünafıklar, nifak çıkaranlar
le kâzibûneyalan söyleyenler, yalancılar
Bismillâhirrahmânirrahîm
Münafıklar sana geldikleri zaman: “Sen gerçekten Allah'ın Resûl'üsün; biz buna şahitlik ederiz.” diyorlar. Allah, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in Allah'ın Resûl'ü olduğunu biliyor ve şahadet ediyor ki münafıklar muhakkak surette yalancıdırlar.
Münafıklar sana geldikleri zaman: “Sen gerçekten Allah'ın Resûl'üsün; biz buna şahitlik ederiz.” diyorlar. Allah, Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in Allah'ın Resûl'ü olduğunu biliyor ve şahadet ediyor ki münafıklar muhakkak surette yalancıdırlar.

