Fussilet
أَلَا إِنَّهُمْ فِي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَاءِ رَبِّهِمْ ۗ أَلَا إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُحِيطٌ
E lâ innehum fî miryetin min likâi rabbihim, e lâ innehu bi kulli şey’in muhît(muhîtun).
Onlar gerçekten Rab’lerine mülâki olacaklarından (ruhlarını hayatta iken Allah’a ulaştıracaklarından) şüphe içindeler, öyle değil mi? O (Allah), herşeyi ihata etmiştir (ilmiyle kuşatmıştır), öyle değil mi?
e lâ(öyle) değil mi
inne-hummuhakkak, gerçekten onlar
fîde, içinde
miryetinşüphe
minden
likâi rabbi-himRab'lerine mülâki olmak, ulaşmak
e lâ(öyle) değil mi
inne-humuhakkak, gerçekten o
bi kulli şey'inherşeyi
muhîtunkuşatandır
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allahû Tealâ, Allah'a ulaşmaktan şüphe içinde olanları ve de olmayanları net olarak ayırmıştır. Fussilet-54'le Bakara-46 birbirinin zıddı bir hüviyet taşıyor:
Allahû Tealâ, Allah'a ulaşmaktan şüphe içinde olanları ve de olmayanları net olarak ayırmıştır. Fussilet-54'le Bakara-46 birbirinin zıddı bir hüviyet taşıyor:
Allah'a ulaşmayı dileyen kişi Allahû Tealâ tarafından huşû sahibi kılınır. Huşû sahibi olduğu zaman da mutlaka ruhunu ölmeden Allah'a ulaştırmaktan emin olur. Onlar, kesin şekilde inanırlar ki; Allah'a mülâki olacaklardır, Allah'a rücû da edeceklerdir (ruhlarını ölümlerinden sonra Allah'a tekrar geri göndereceklerdir). Ölüm melekleri, Allah'ın katından gelen ruhlarını, tekrar Allah'a geri götüreceklerdir. Bu âyette ise insanlar, ruhlarını ölmeden evvel Allah'a ulaştıracaklarından şüphe içindeler.
Ve herşeyi kuşatmak, Allahû Tealâ'nın rahmeti ve ilmiyle gerçekleştirdiği bir husustur.
Allahû Tealâ diyor ki:
Ve herşeyi kuşatmak, Allahû Tealâ'nın rahmeti ve ilmiyle gerçekleştirdiği bir husustur.
Allahû Tealâ diyor ki:

