Mü'min
فَلَمْ يَكُ يَنْفَعُهُمْ إِيمَانُهُمْ لَمَّا رَأَوْا بَأْسَنَا ۖ سُنَّتَ اللَّهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ فِي عِبَادِهِ ۖ وَخَسِرَ هُنَالِكَ الْكَافِرُونَ
Fe lem yeku yenfeuhum îmânuhum lemmâ reev be’senâ, sunnetâllahilletî kad halet fî ibâdih(ibâdihî), ve hasire hunâlikel kâfirûn(kâfirûne).
Şiddetli azabımızı gördükleri zaman artık onların îmânı, onlara bir fayda vermedi. Allah’ın, kulları hakkındaki gelip geçen sünneti (kanunu) budur. Kâfirler orada hüsrana uğradılar.
feböylece, artık
lem yekuolmadı
yenfeu-humonlara fayda, yarar sağlar
îmânu-humonların îmânı
lemmâolduğu zaman
reevgördüler
be'se-nâşiddetli azabımız
sunnete allâhiAllah'ın sünneti
elletîki o
kad haletgelip geçti
fîhakkında
ibâdi-hionun kulları
ve hasireve hüsrana uğradı
hunâlikeorada
el kâfirûnekâfirler
Bismillâhirrahmânirrahîm
Şiddetli azap, Allah'a ulaşmayı dilemeyenlere mutlaka tattırılır; ancak o zaman Allah'ın emirlerinin yerine getirilmesi lâzımgeldiğini idrak ederler ama bu, onları kurtarmaz. Îmânın yani Allah'a inanmanın, Allah'a ulaşmayı dilemedikçe, insanları cehennemden kurtaramayacağı bu âyette kesin bir hüküm olarak yer alıyor.
Şiddetli azap, Allah'a ulaşmayı dilemeyenlere mutlaka tattırılır; ancak o zaman Allah'ın emirlerinin yerine getirilmesi lâzımgeldiğini idrak ederler ama bu, onları kurtarmaz. Îmânın yani Allah'a inanmanın, Allah'a ulaşmayı dilemedikçe, insanları cehennemden kurtaramayacağı bu âyette kesin bir hüküm olarak yer alıyor.

