Kâf
نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ ۖ وَمَا أَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ ۖ فَذَكِّرْ بِالْقُرْآنِ مَنْ يَخَافُ وَعِيدِ
Nahnu a’lemu bi mâ yekûlûne ve mâ ente aleyhim bi cebbârin fe zekkir bil kur’âni men yehâfu vaîdi.
Onların ne söylediklerini, en iyi Biz biliriz. Ve sen onların üzerine, cabbar (zorlayıcı) değilsin. Öyleyse Benim vaadimden (vaadettiğim cezadan, azaptan) korkanları Kur’ân ile ikaz et.
nahnubiz
a'lemuen iyi bilir
bi mâ yekûlûnene(ler) söylediklerini
ve mâ enteve sen değilsin
aleyhimonların üzerinde
bi cebbârincebbar (zorlayıcı), bir zorba
feöyleyse, artık, oysa
zekkirzikret, hatırlat, uyar
bi el kur'âniKur'ân ile
men yehâfukorkanlara
vaîdivaadimden tehdidimden
Bismillâhirrahmânirrahîm
Onların söylediklerini elbette en iyi bilen Allah'tır. Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz'e Allah diyor ki: “Sen onların üzerine bir cebbar değilsin. Onları zorlaman için seni görevlendirmedik. Ama kim Allah'ın vaadinden korkarsa onları Kur'ân ile uyar. Onları Allah'ın emirlerine ve yasaklarına itaat etmeleri için uyar, ikaz et.”
Onların söylediklerini elbette en iyi bilen Allah'tır. Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz'e Allah diyor ki: “Sen onların üzerine bir cebbar değilsin. Onları zorlaman için seni görevlendirmedik. Ama kim Allah'ın vaadinden korkarsa onları Kur'ân ile uyar. Onları Allah'ın emirlerine ve yasaklarına itaat etmeleri için uyar, ikaz et.”

