İbrâhim
الر ۚ كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَىٰ صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ
Elif lâm râ kitâbun enzelnâhu ileyke li tuhricen nâse minez zulûmâti ilân nûri bi izni rabbihim ilâ sırâtıl azîzil hamîd(hamîdi).
Elif lâm râ. Rab’lerinin izni ile insanları karanlıklardan nura; Azîz, Hamîd olanın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz kitaptır.
elif lâm râelif lâm râ. Hurûfu mukattaa; mukattaa harfleridir. Kur'ân-ı Kerim'de bazı surelerin başında zikredilen özel (anlamlı) harflerdir.
kitâbunbir kitaptır
enzelnâ-huonu indirdik
ileykesana
li tuhrice en nâseinsanları çıkarman için
min ez zulûmâtizulmetten, karanlıklardan
ilâ en nûrinura
bi izniizni ile
rabbi-himRab'lerinin
ilâ sırâtıyola
el azîziazîz olan, izzet sahibi olan
el hamîdikendisine hamdedilen
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allahû Tealâ, insanları karanlıklardan nura ulaştırması için Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e Kur'ân-ı Kerim'i indirmiştir. Kâinatı saran karanlık, insanlar için "cehalet" adını alır. İnsanlar bilmedikleri için karanlıktadırlar. Öğrenen her insan, öğrendiklerini tatbik sahasına sokabilirse, mutlaka zulmetten nura çıkar.
İlim, faydalı ve faydasız olmak üzere ikiye ayrılır. Eğer bir ilim, insanı Allah'a yaklaştıramıyor, cennet ve dünya saadetine ulaştıramıyorsa Allahû Tealâ'nın indinde "faydasız ilim" sayılmaktadır. Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Faydasız ilimden Allah'a sığınırım.” buyurmaktadır. Kur'ân-ı Kerim bir bütündür. Pek çok ilim adamı, Kur'ân-ı Kerim'i bildiğini iddia etmekte ama Allah'a ulaşmayı dilememektedir. Bundan dolayı mürşidlerine ulaşıp tâbî olamamakta; ruhlarını Allah'a ulaştıramamakta; fizik vücutlarını, nefslerini, iradelerini Allah'a teslim ederek irşada ulaşamamaktadırlar. İblis, Allahû Tealâ'nın insanları karanlıktan nura ulaştırsın diye indirdiği Kur'ân-ı Kerim'i tatbikattan çıkarmayı başarmıştır.
Kur'ân-ı Kerim, Allah'ın izni ile insanları Sıratı Mustakîm'e ulaştırmak için indirilmiştir.
Karanlıktan aydınlığa ulaşmak, Allah'ın nurlarını, nefsin kalbine yüzde yüz dolduracak hüviyete ulaşmak 2 kademelidir. Nefs tezkiyesinde nurlar yarıyı aşar. Bu yarı yarıya karanlıktan aydınlığa ulaşmaktır. Daimî zikirde ise nefsinizin kalbi yüzde yüz nurlarla dolar. Allah'ın hedefi de nefs tezkiyesiyle yarı yarıya aydınlanan nefs kalbinin, daimî zikirle yüzde yüz nurlarla dolmasıdır. Bu sonuç nefsin tasfiyesidir.
Allahû Tealâ, insanları karanlıklardan nura ulaştırması için Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e Kur'ân-ı Kerim'i indirmiştir. Kâinatı saran karanlık, insanlar için "cehalet" adını alır. İnsanlar bilmedikleri için karanlıktadırlar. Öğrenen her insan, öğrendiklerini tatbik sahasına sokabilirse, mutlaka zulmetten nura çıkar.
İlim, faydalı ve faydasız olmak üzere ikiye ayrılır. Eğer bir ilim, insanı Allah'a yaklaştıramıyor, cennet ve dünya saadetine ulaştıramıyorsa Allahû Tealâ'nın indinde "faydasız ilim" sayılmaktadır. Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Faydasız ilimden Allah'a sığınırım.” buyurmaktadır. Kur'ân-ı Kerim bir bütündür. Pek çok ilim adamı, Kur'ân-ı Kerim'i bildiğini iddia etmekte ama Allah'a ulaşmayı dilememektedir. Bundan dolayı mürşidlerine ulaşıp tâbî olamamakta; ruhlarını Allah'a ulaştıramamakta; fizik vücutlarını, nefslerini, iradelerini Allah'a teslim ederek irşada ulaşamamaktadırlar. İblis, Allahû Tealâ'nın insanları karanlıktan nura ulaştırsın diye indirdiği Kur'ân-ı Kerim'i tatbikattan çıkarmayı başarmıştır.
Kur'ân-ı Kerim, Allah'ın izni ile insanları Sıratı Mustakîm'e ulaştırmak için indirilmiştir.
- Sıratı Mustakîm; ruhun ölmeden evvel Allah'a ulaştırılacağı yoldur.
- Fizik vücudun Sıratı Mustakîm'i; onun Allah'a ahsen olarak teslim edilmesi süresince kemâl derecelerinde olgunlaşmanın yoludur.
- Nefsin Sıratı Mustakîm'i; nefsin bütün afetlerden kurtulmasını temin edecek olan, kemâl derecelerinde olgunlaşma yoludur.
- İradenin Sıratı Mustakîm'i; nefsin afetleri yok oldukça iradenin güçlenmesinin ve neticede iradî yapının en sağlam bir statüde Allah'a teslim edilmesinin yoludur.
Karanlıktan aydınlığa ulaşmak, Allah'ın nurlarını, nefsin kalbine yüzde yüz dolduracak hüviyete ulaşmak 2 kademelidir. Nefs tezkiyesinde nurlar yarıyı aşar. Bu yarı yarıya karanlıktan aydınlığa ulaşmaktır. Daimî zikirde ise nefsinizin kalbi yüzde yüz nurlarla dolar. Allah'ın hedefi de nefs tezkiyesiyle yarı yarıya aydınlanan nefs kalbinin, daimî zikirle yüzde yüz nurlarla dolmasıdır. Bu sonuç nefsin tasfiyesidir.

