Hucurât
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ ۖ وَاتَّقُوا اللَّهَ ۚ إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tukaddimû beyne yedeyillâhi ve resûlihî vettekûllâh(vettekûllâhe), innallâhe semîun alîm(alîmun).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Allah’ın ve O’nun Resûl’ünün önüne geçmeyin. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah; en iyi işiten, en iyi bilendir.
yâ eyyuhâey
ellezîneonlar, olanlar
âmenûâmenû oldular, Allah'a ulaşmayı dilediler
lâ tukaddimûtakdim etmeyin, öne geçmeyin, ileri gitmeyin
beyne yedeyielleri arası, önü
allâhiAllah
ve resûli-hîve onun resûlü
ve ittekû allâheve Allah'a karşı takva sahibi olun
inne allâhemuhakkak ki Allah
semîunen iyi işiten
alîmunen iyi bilen
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allah'ın ve Resûl'ünün önüne geçmemek Allah'a ve Resûl'üne teslim olmayı içerir. Bu da Allah'a karşı takva sahibi olmak demektir. Allah'a ulaşmayı dilemek ilk takvayı, iradeyi teslim etmek ise en üst takvayı ihtiva eder. Allah, en iyi işiten ve en iyi bilendir.
Allah'ın ve Resûl'ünün önüne geçmemek Allah'a ve Resûl'üne teslim olmayı içerir. Bu da Allah'a karşı takva sahibi olmak demektir. Allah'a ulaşmayı dilemek ilk takvayı, iradeyi teslim etmek ise en üst takvayı ihtiva eder. Allah, en iyi işiten ve en iyi bilendir.

