TEZEKKUR.orgKur’an Işığınız Olsun
En'âm
6:165

وَهُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلَائِفَ الْأَرْضِ وَرَفَعَ بَعْضَكُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِيَبْلُوَكُمْ فِي مَا آتَاكُمْ ۗ إِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ الْعِقَابِ وَإِنَّهُ لَغَفُورٌ رَحِيمٌ

Ve huvellezî cealekum halâifel ardı ve rafea ba’dakum fevka ba’dın deracâtin li yebluvekum fî mâ âtâkum, inne rabbeke serîul ikâbi ve innehu le gafûrun rahîm(rahîmun).

Ve sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerle sizi imtihan etmek için, bir kısmınızın derecelerini diğer bir kısmınızın üstüne yükselten O’dur. Muhakkak ki; senin Rabbin, cezası çabuk olandır. Ve muhakkak ki; O, mutlaka Gafur’dur (mağfiret edendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).

ve huve ellezîve o'dur, ki o
ceale-kumsizi kıldı, yaptı
halâife el ardıarzın, yeryüzünün halifeleri
ve rafeave yükseltti
ba'da-kumbazınızı, bir kısmınızı
fevkaüstünde, üstüne
ba'dınbazısı, bir kısmı
deracâtindereceler
li yebluve-kumsizi imtihan etmek için
fî mâşeylerle, şeyler hakkında (hususunda)
âtâ-kum,size verdi
innemuhakkak
rabbe-kesenin Rabbin
serîuseri, çabuk olan
el ikâbiikâb, ceza
ve inne-huve muhakkak ki o
le gafûrunmutlaka mağfiret eden
rahîmunrahmet nuru gönderen
Bismillâhirrahmânirrahîm
Allahû Tealâ, Bakara Suresinin 30. âyetinde: “Ben muhakkak ki; yeryüzünde bir halife yaratacağım.” buyuruyor. İşte o halife, insanoğludur.

Hepiniz aslında yeryüzünün bir halifesisiniz. Bütün insanlar yeryüzünde halifedir, Allah'ın temsilcileridir. Ama Allah, Kendi temsilcisi olarak yarattığı insanın, şeytanın temsilcisi, olduğunu görüyor. Ve tabii Allahû Tealâ, bu konuda insanlar için çok üzülüyor. Allahû Tealâ, insanların en üstün dereceleri kazanmalarını, Allah'ın en sevgili kulları olmalarını, birbirleri için yaşamalarını, birbirlerini sevmelerini, yardım etmelerini, kısaca "insan" olmalarını ister. Ama yeryüzünün halifeleri yeryüzünde kan dökmektedirler. İnsanoğlu, kâinatta bugüne kadar yaratılan mahlûkların sonuncusudur. Ve Allah bu insanı, Allah'ın yeryüzündeki halifesi, yeryüzündeki temsilcisi, yeryüzündeki vekili olarak yaratmıştır.

Bir kısmınızın derecesi bir kısmınızdan fazla, diğerlerinin derecesi birinci gruptan azdır. Böylece bütün insanlar arasında en az dereceden en çok dereceye kadar çok büyük ölçüde bir spektrum söz konusudur. İnsanların her an sahip oldukları dereceler değişiklik gösterir. Herbir olay bir imtihandır.

Allahû Tealâ, hesabı çabuk görendir. Kişi, ne zaman bir sevap işlerse, derecatı derhal amel defterine pozitif olarak yazılır. Kiramen kâtibin meleklerinin elindeki mizan, otomatik olarak hayat filmine, kompüter sistemine kazanılan dereceyi yazar. Kişi, ne zaman bir yanlışlık yaparsa, Allah'ın bir emrine itaat etmezse, yasak ettiği fiili işlerse o zaman da mizan, negatif dereceleri hayat filmine yazar. Allahû Tealâ aynı anda mahkemeyi bitirmiştir. Günah işlediğinizde derhal huzursuzluk, sevap işlediğinizde huzur ve mutluluk verir. Hem sevabı, hem günahı; sonuçlarıyla hemen olayların akabinde yaşarsınız.

Öyleyse ikabı (işlediklerinize karşılık oluşturduğu cevap) da anında gerçekleşir. Kim başka birine Allah yolunda, ruhu istikametinde bir mutluluk vermişse ve kim Allah ile arasındaki, Allah'ın kendisine verdiği bir emri gerçekleştirmişse, o kişi anında derecat kazanır. Allahû Tealâ, hesabı çabucak görmüştür, aynı anda hesabı bitirmiştir. Aynı anda, olayı bitirdiğiniz anda ferahlık, huzur duyarsınız.

Birisine kötülük ettiğiniz zaman da arkasından Allahû Tealâ size mutlaka onun cezasını verir. Aynı anda huzursuzluğu yaşarsınız. Çünkü ruhunuz nefsinize, Allah da size azap eder. Hem ikabın iki muhtevasından biri olan cezası, hem de gene iki muhtevasından ikincisi olan mükâfatı, her olayın arkasından aynen gelir ve size tesir eder. Ferahlığı da, huzursuzluğu da yaşayabilirsiniz. Öyleyse Allah, cezası çabuk olandır. Günahları sevaba çevirendir ve sizi hedefe, verdiği rahmetle ulaştırandır.