En'âm
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ۖ ثُمَّ الَّذِينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ
El hamdu lillâhillezî halakas semâvâti vel arda ve cealez zulumâti ven nûr(nûra), summellezîne keferû bi rabbihim ya’dilûn(ya’dilûne).
Hamd semaları ve arzı yaratan, zulmeti ve nuru var eden Allah’a mahsustur. Sonra da kâfirler, Rab’lerine (başka şeyleri) eş (denk, adl) tutuyorlar.
el hamduhamd
li allâhiAllah için, Allah'a mahsus
ellezîki o
halakayarattı
es semâvâtisemâlar, gökler
ve el ardave arz, yeryüzü
ve cealeve kıldı, yaptı, var etti
ez zulumâtizulmetler, karanlıklar
ve en nûrave nur, aydınlık
summesonra
ellezîne keferûinkâr eden kimseler, kâfirler
bi rabbi-himRab'lerine
ya'dilûneadil, eş, denk tutuyorlar
Bismillâhirrahmânirrahîm
Bu âyet, kâfir aynı zamanda müşrik olan kişilerden bahsediyor. O zamanki kâfirlerin bir kısmı, aynı zamanda müşriktiler. Birden fazla tanrı kabul ediyorlardı. Allah'ı "Allah" olarak kabul ediyorlardı ama Allah'tan başka, taştan yaptıkları putları; onlara da tapınmak suretiyle bir nevi tanrı ediniyorlardı. Mekke'de kitap sahiplerinin dışında, şeytana, putlara tapan her türlü insan vardı.
Bu âyet, kâfir aynı zamanda müşrik olan kişilerden bahsediyor. O zamanki kâfirlerin bir kısmı, aynı zamanda müşriktiler. Birden fazla tanrı kabul ediyorlardı. Allah'ı "Allah" olarak kabul ediyorlardı ama Allah'tan başka, taştan yaptıkları putları; onlara da tapınmak suretiyle bir nevi tanrı ediniyorlardı. Mekke'de kitap sahiplerinin dışında, şeytana, putlara tapan her türlü insan vardı.

