Câsiye
وَلَهُ الْكِبْرِيَاءُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Ve lehul kibriyâu fîs semâvâti vel ard(ardı), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
Göklerde ve yerde büyüklük ve azamet, O’na mahsustur. Ve O, Azîz’dir, Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibidir).
ve lehuve onun, ona mahsus
el kibriyâuululuk, azamet, büyüklük
fî es semâvâtisemalarda, göklerde
ve el ardive arz, yeryüzü, yer
ve huveve o
el azîzuazîz, yüce
el hakîmuhakîm, hüküm ve hikmet sahibi
Bismillâhirrahmânirrahîm
Bütün kâinatta ve heryerde büyük olan, tapılacak hüviyette olan sadece O'dur, Allah'tır.
O En Büyük'tür. Azîz'dir ve Hakîm'dir. Yani hem HÜKÜM'ün sahibidir hem de HİKMET'in sahibi'dir. Sadece O'na ibadet edilir.
Bütün kâinatta ve heryerde büyük olan, tapılacak hüviyette olan sadece O'dur, Allah'tır.
O En Büyük'tür. Azîz'dir ve Hakîm'dir. Yani hem HÜKÜM'ün sahibidir hem de HİKMET'in sahibi'dir. Sadece O'na ibadet edilir.

